|
>
Belkıs Kim?
< GERİ
|
      
BANA MASTİKAYI
ÇALSANA
Yazan: Nilbanu Engindeniz
Yöneten: Ayşenil Şamlıoğlu
Müzik: Hüsnü Şenlendirici, Orhan Şallıel,
Çiğdem Erken, İsmail Tunçbilek
Koreograf: Cihan Yöntem
Işık Tasarımı: Yakup Çartık
Dekor Tasarımı: Hakan Dündar
Giysi Tasarımı: Funda Çebi
Müzik Direktörü: Çiğdem Erken
Oyuncular: Yıldırım Fikret Urağ (İsko),
Şebnem Köstem (Sumru), Hale Akımlı (Hamiyet), Aysan
Sümercan (Navina), Emine Umar (Emine), Günay Karacaoğlu
(Nesrin), Şebnem Sönmez (Sümbül), Doğan Turan (Berber),
Yıldırım Beyazıd (Anason Osman), Bülent Polat (Çiko),
Güvenç Dağüstün (Ayhan), Murat İpek (Nazlı), Funda Şirinkal
(Belma), Özgür Devrim Akçay (Tako Necmi), Iraz Yöntem
(Yeşim), Erkan Avcı (Mehmet), N.Gonca Vuslateri (Aynuri),
Şükran Ovalı (Gülseda), Erdinç Anaz (Pat Murat), Eda Gülten,
Şirin Sevinç, Berivan Karaman, Esin Doğan, Banu Barutçugil,
Olcay Çalışkan, Ferhat Doğan, Özgür Dereli
|
|
|
|
       
|
Göbek atan değil,
yüreğine taş basan çingenelerin mahallesi...
Kadroda
birbirinden usta tiyatrocular, fonda Türkiye’nin en ünlü
müzisyenleri, sahnede ise bir toplumsal yara... Bana
Mastikayı Çalsana, yıllardır kanayan bir yarayı ele
alıyor: Çingene mahallelerinde o renkli kıyafetlerin
altında dert sırtlamaktan yorulmuş bedenleri, acı çeken
yürekleri...
Ne kadar gülse
de yüzleri, güldürse de sözleri, madalyonun çift
tarafını izliyoruz. Yıllardır süre gelen dışlanmışlık
yüzünden soyutlamışlar kendilerini, aslında bir kaçış
yolu arıyor hepsi. Bireysel kurtuluşlar zor olsa da,
umut var yüreklerinde. Gelin dünyalarına konuk olup,
hayatın gerçekleriyle yüzleşelim. Ağlayalım, bir o kadar
da gülelim!..
Müzikleri büyük
klarnet ustası Hüsnü Şenlendirici, bağlama ustası İsmail
Tunçbilek ile Orhan Şanlıel ve Çiğdem Erken imzası
taşıyan oyunda 8 kişilik orkestra, hikayeler ne kadar
gerçekse, müzikler de o kadar gerçek olmalı
düşüncesinden hareketle canlı müzikle oyunun atmosferine
değer katıyor.
Alışılmışın
dışında bir çingene mahallesinde gelişiyor her şey.
Renkli, cümbüş bir mahallenin içindeki dramatik
hikayeler, gülerken yüreğimizi acıtıyor. “Mahallenin
kavgası da eksik değil, sevdası da; dalaşı da eksik
değil, aşkı da; rüyası da eksik değil, umudu da...”
Anlayacağınız çingene mahallesindeki yaşam, gerçeğin
siyah – beyaz hali... Onları hep eğlenirken, göbek
atarken görmeye alışmışızdır oysa. Dertsiz, tasasızdır
onlar bize göre; ama burada gerçek hayattan, hayatın ta
kendisinden bahsediyoruz. |
|
Bir Hıdrellez
gecesiyle başlar oyun. Herkesin bir dileği var
İkiçeşmelik’te. Sevdalıların, sevip de kavuşamayanların
mahallesi. Bir atışmadır ki gidiyor. Herkes birbirini
sever görünse de, gerçek öyle değil aslında. Mahallede
gerçekten sevilmeyen biri var ki; bakkal. Cezası çok
geçmeden kesiliyor onun da. Çiko (Avrupa Yakası’ndaki
Şesu karakteriyle tanınan Bülent Polat), İsko (Yıldırım
Fikret Urağ) ve Hüsnü Yusuf, dükkanı soyuyor;
dağıtıyorlar mahalleliye, ne var ne yoksa...
Yüreği yaralı
hepsinin; Sumru (Şebnem Köstem), İsko’nun (Yıldırım
Fikret Uğra) sevdasından habersiz bir denizciye kaptırır
gönlünü. İsko yıkılır, ama ne fayda! Beraber büyüdüğü,
yıllardır karşılıksız sevdiği Sumrusu başkasına yar
olacak.
Öte yandan
Anason Osman, karısının üstüne kokladığı Gülseda’nın
ihanetine uğrar. Kız, mahallenin delikanlısı Tako
Neco’yla kaçar. Yasak aşkın meyvesi Aynuri’yi yıllardır
görmediği annesi bir gün ansızın alıp, kayıplara
karışır. Yeşim, daha bir umutlanır Almanya’daki annesi
ve babasının geleceğine inanarak.
Sumru, annesine
kalsa Maksim’de assolist olmalı ama o, Ayhan der başka
bişey demez. Kına Gecesi için, mahalle baştan aşağı
süslenir, herkes derdini bir gece de olsa unutacak belki
göbek atarken. Mahalleli toplanır, İsko yok! Belli ki
kabulenemiyor, göz göre göre sevdiğini Ayhan’a vermek
istemiyor. Kalabalığın arasından görünür sonra İsko.
İşte mutlu son beklerken olanlar olur... |
|
|
|
|